Ulviye Fenmen İlköğretim Okulu
Forumumuza Hoşgeldiniz Desteklerinizi bekliyoruz ,paylaşımlarınızı bekliyoruz saygılarımla Umut Ural Ulviye Fenmen İlköğretim Okulu Bilişim Tek. Öğretmeni..
Giriş yap

Şifremi unuttum

En son konular
» Bilinçli Tüketim Aritmetiği
Çarş. Haz. 01, 2011 3:39 pm tarafından meto0608

» Merabalar güzel ülkemin en güzel insanları ve en güzel öğrencileri
Cuma Haz. 04, 2010 1:55 pm tarafından mertgil

» Kelimenim son harfinden kelime türetme forum oyunu hadi başlıyalım :)
Çarş. Nis. 28, 2010 7:01 pm tarafından two girL

» 8. SINIF SBS MATEMATİK KONU ANLATIMLARI TEK BAŞLIK ALTINDA HARİKA
Ptsi Nis. 19, 2010 3:05 pm tarafından Ayça

» Gençken yapılacak 100 şey
C.tesi Nis. 03, 2010 6:25 pm tarafından cansu

» GÜNÜMÜZ ÇILGIN TÜRKLERİ
Çarş. Mart 31, 2010 2:02 pm tarafından erdal

» Harfli İfadeler
Paz Mart 14, 2010 1:01 pm tarafından sanane

» Matemetikçilerin araba yazıları
C.tesi Mart 13, 2010 9:12 pm tarafından ecem özata

» 2010 Mango Bayan Hırka Modelleri
Cuma Mart 12, 2010 7:48 pm tarafından cansu

Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

[ Bütün listeye bak ]


Sitede bugüne kadar en çok 78 kişi C.tesi Ağus. 20, 2016 3:20 am tarihinde online oldu.

Call of Juarez: Bound in Blood

Aşağa gitmek

Call of Juarez: Bound in Blood

Mesaj tarafından Anarchy Bir Cuma Kas. 20, 2009 8:35 pm

Babamla koltuğa kurulmuş İyi, Kötü, Çirkin'i izlerken düşündüğüm tek şey filmin ne kadar başarılı olduğu değildi. Çoktan kafamda bana ait, tamamen benden beslenen bir kovboy yaratmıştım bile. Elimde oyuncak Altıpatlar, çevrede "dıkşın, dıkşın!" nidalarıyla dolaştığımı tahmin edebiliyorsunuzdur herhalde. Sonrasında alınan şapkalar, çizmeler, yelekler ve aile bütçesinde açılan delikler... Hepsi ne içindi? Basit bir çoçukluk hevesi için mi? Eğer günün birinde biri bana bu soruyu soracak olursa kesin bir dille "Hayır" diyeceğim. Tamam, belki kovboy olmak isteyecek yaşı çoktan geçtim ama içimdeki vahşi batı aşkı, kovboylara duyduğum hayranlık hiçbir zaman bitmedi. Onlara ait ne varsa tükettim diyebilirim. Kostümler, filmler, oyunlar.. Oyunlar mı? Sanırım birkez daha düşünmem gerekecek. Zira karşımda vahşi batı temalı bir devam oyunu duruyor. E o zaman ne diyoruz? Adios amigos!

Bir avuç insanın neler yapabileceğini tahmin bile edemezsin!

Piyasadaki benzer oyunları saymaya kalkıyorumda sayıları 3'ü, 4'ü geçmiyor. Hal böyle olunca insan sormadan edemiyor "niye bu kadar azlar" diye. Şaka değil vahşi batıdan bahsediyoruz; bir dönemin popüler kültürü, sinemanın parlak tarafı.. Eğer kafamı duvara çarptığımdan beri beynimde hasar oluşmamışsa yanlış hatırlamıyorumdur; ben henüz küçük bir çocukken pazar sefalarımız vardı TRT'de. Sadece pazar değildi aslında. Hafta içi de olurdu ama pazarları bir başkaydı. Ailecek kurulurduk TV başına, işte o zamanın karizma kovboyu kimse adamı dört gözle izlerdik (birde acayiptir bizim ailede gözlüksüz fert yok). Ağzından çıkacak tek bir kelimeyi, yapacağı ufak bir hamleyi heyecanla beklerdik. Ne günlerdi be.. Şimdi düşünüyorum da, küçükken kovboy olma hayalleri kuran tek çocuk, TV başında kendinden geçen tek aile de benim ailem olamaz ya. Peki bu kadar sevilen bir temadan nasıl oluyor da bu kadar az oyun çıkıyor? (birkaç satır öncesi.) Artık oyun yapımcılarının uyuzluğundan mıdır bilmiyorum ama hep göz ardı edildi bu tema. Ya da cesaret edilemedi. Zira oyuncuyu sınırsız betona boğup, eline son teknoloji silahlar yerleştirmekten daha zor bir iş bu. Ama neyse ki cesaret edecek birileri varmış. Şöyle bir bakıyorumda kimler var kimler yok diye; aklıma Outlaws, Gun ve Desperados geliyor. Harbiden çok azlarmış. Hah birde Call of Juarez vardı. Grubun lideri, uzun boylu, temiz yüzlü, zeki şahsiyet...




Evet kovboy, seni bağışlamam için bana bir şeyler anlat. Mesela hikayenden başla.

Sanırım bizim ailenin anormalliklerini bir kenara bırakıp, asıl konumuz olan Call of Juarez: Bound in Blood'a (CoJ: BiB) dönmemiz gerekiyor. İlk oyunu oynayan -şanslı arkadaşlar- hatırlayacaklardır Call of Juarez'in nasıl etkileyi bir senaryosu olduğunu. İşte CoJ: BiB tam da ilk oyunun ağırlığına yakışan bir girişle karşılıyor bizleri. Ekranda iki adam var. Birbirlerine silah doğrultmuşlar. Ardından kamera biraz hareketleniyor ve hemen köşede güzel bir bayan olduğunu görüyoruz. Ne var ki güzelliğine doyamadan yüzündeki endişeye takılıp kalıyoruz. Daha "sanırım bu kadın yüzünden birbirlerine silah doğr.." demeye kalmadan ekran kararıyor ve epey geriye, 20 yıl öncesine gidiyoruz. İç savaş dönemindeyiz, ekranda Ray var. İlk oyundan tanıdığımız, Billy'nin üvey amcası olan Ray. Anlıyoruz ki Ray yine ana karaktelerden biri olacak. Sonradan öz kardeşi Thomos'da devreye giriyor ve ordudan kaçış için her şey tamamlanıyor. Kasabaya dönüyorlar ama ne dönüş! Şerif ikiliden silahlarını vermelerini istiyor. Bir adamın vahşi batıya silahsız girdiğinde başına neler gelebileceğini ilk oyundan çok iyi biliyoruz. Ray'de bunu göz önüne alarak şerife meydan okuyor ve büyük düelllo başlıyor. Gerçekleşen düelllo sonucunda şerifi öldürüyoruz ve gerideyse sadece ordudan kaçıp, cinayetle aranan ikilimiz kalıyor...Tüm bunlar gerçekleşirken tıpkı küçüklüğümde olduğu gibi ağzım açık bakıyordum. Gerçekten de yine yapacağını yaptı Juarez. Derin bir senaryo bekliyordum ama bu kadarını da değildi. Oyunu oynuyorum ama nasıl, kafa başka yerde. Adeta beynimden vurulmuşa döndüm, şu anda benimle değil, ruhumla irtibat kuruyorsunuz. Şaka bir tarafa gerçektende çok güçlü temeller üzerine kurulu bir senaryoya sahip CoJ: BiB. İlerledikçe bunu daha iyi anlıyor ve resmen büyüleniyorsunuz. Keşke Techland diğer oyunların senaryosuna da el atsa diyerekten ilgili teknik detaylara geçiyorum.
__________________
avatar
Anarchy

Mesaj Sayısı : 284
Kayıt tarihi : 17/11/09
Yaş : 22
Nerden : Ankara

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz